20 Mayıs 2012 Pazar

manyetik bellekler

Dünyanın manyetik alanı hakkında birçok çalışma yapılmaktadır. Ama bu yazıda günlük hayatımıza doğrudan etkilerinden birini ortaya çıkarmak istiyorum. Bulut bilişim uygulamaları ile 5 yıl önceki öneminde olmasa da usb bağlantılı flash bellekler artık herkesin cebinde. Verilerimizi depolama ve taşıma için idealler. Ancak artık herşeyin internet üzerinde dolaşmaya başladığı günümüzde bu bellekler birer yedekleme aracına dönüştüler.

Düşününün 16Gb hafızaya sahip bir belleğiniz var ve 10Gb boyunta tek dosyadan oluşan bir dosya yedeklediniz. Ama sanal dosyalarınıza gösterdiğiniz özeni bu belleğe göstermediniz ve sonunda kitaplığın tozlu raflarına doğru bir yolculukla yerine kavuştu. Toz tabiki problem değil, ama yaklaşık 19 ay boyunca aynı yerde haraket etmeden duran bu flash bellek artık belki de sadece bir elektronik devre artığıdır. Çünkü  dünya üzerinde sabit pozisyonda duran (herhangi bir pozisyon değişimi olmadığını varsayarsak) herşey aynı manyetik alan akışına maruz kalmaktadır. İşte bu durum saniyede 1 birim manyetik etkininin 19 ay sonunda yaklaşık 1.400.000 birim manyetik etkiye denk geldiğini göstermektedir. Belleğin sabit pozisyonu nedeniyle bu durumda içindeki bilgilerin 1 bitinde oluşabilecek bozulmanın çarpanını inanılmaz büyütmektedir.

Sonuçta anlatmaya çalıştıklarımın özeti; uzun zamandır ellemediğiniz ve olduğu yerde bekleyen bir flash belleğiniz varsa gidin hemen kontrol edin. Bir flash bellek hiç kullanılmadan aynı yerde 18 ay beklediği zaman içindeki bilgilerin kaybolmasına neden olan bir saldırı altındadır.


Bu güzel olaya neden olan dünyanın manyetik alanının sizin bilgilerinize saldırdığını biliyor musunuz?

Daha ayrınıtlı bilgiler için yine wikipedia:
http://en.wikipedia.org/wiki/Magnetic_Field
http://en.wikipedia.org/wiki/Electromagnetism
http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Faraday
http://en.wikipedia.org/wiki/Faraday_cage

Sadece kahve, çay ve oralet içilmez Faraday Kafesinde!

14 Mayıs 2012 Pazartesi

babies toes


Pek garip ve ilginçtir kaktüslerin yaşamı, en ilginci ise Fenestraria rhopalophylla (http://en.wikipedia.org/wiki/Fenestraria) olarak bilinendir. Herkesin karşısına nasıl çıkacağını bilir, ama siz bilemezsiniz karşınıza nasıl çıkacağını.

8 Mayıs 2012 Salı

martılar

İzmir'de ya da İstanbul'da vapur yolculuğu yapanların dostu martıların neden vapurları ve feribotları takip ettiklerini biliyor musunuz?

Kuşlar uçmaktan daha önemli bir özelliğe sahiptirler. Bu özellik "biyolojik pusula" sahibi olmalarıdır. Göçmen kuşlar, güneş, ay ve yıldızlar yardımıyla göç yollarında yönlerini bulabilirler. Ama en önemli yön bulma araçları biyolojik pusulalarıdır.

"Araştırmalar neticesinde göçmen kuşların boyun kısımlarında ferromanyetik taneciklerin bulunduğu ve arzın manyetik alanına göre hassasiyet gösterdikleri keşfedildi. Şimdiye kadar tetkik edilebilen göçmen kuşların kafa yapısında bulunan taneciklerin demir açısından zengin bir mineral olan manyetit (Fe3O4) olduğu anlaşıldı." (Wikipedia - Göçmen kuşlar)

http://farm3.static.flickr.com/2674/4162955220_e22ce0b570.jpg

Peki martılar?
Martılar tüm güzelliklerine rağmen bu özelliğin en düşük olduğu kuşlardır. Yön bulma kabilyetleri ve uzun mesafeleri uçabilme özellikleri yoktur. Bu nedenle İstanbul Boğazı'nı geçmek ya da İzmir Körfezi'ni aşmak onlar için çok zordur. Göçmen kuşların arkalarından bakarken çığlık çığlığa uçuştuklarını duymuşunuzdur.

Birçok insan martıların bir parça susam için vapurlara eşlik ettiğini düşünür. Ancak martıların vapurlara eşlik etmesinin tek nedeni, vapurların aslında kuşlar için çok kısa sayılabilecek mesafeleri aşmalarında iyi bir araç olmasıdır. Çünkü yolculuk boyunca sürekli kanat çırpamazlar. Kendilerini rüzgara bırakarak o kadar mesafeyi aşamazlar. Ama her yirmi dakikada bir hareket eden vapurlar onlar için bu zorlu yolculuklarında birer liman gibidir ve bu hareketli limanlar yoruldukları zaman dinlenmeleri için onlara eşlik etmektedirler.

http://farm4.static.flickr.com/3108/2670488365_3bf7d30e40.jpg

On yıllar içinde bu yöntemin kolaylığını keşfeden ve zahmetsiz yiyecek bulmanın rahatlığını yaşayan martılar aslında en beleşçi hayvanlardır. Bu durum karşısında kendi sosyal yapıları içinde aristokrat martıların ortaya çıktığı, kaptanla beraber oturdukları ve hatta adettendir diye yakaladıkları simit ve gevrekleri kustukları görülmüştür. Onlar bu rahatlıkta susam yemezler. Kaptanların yemeklerine ortak olurlar.

Peki martılardaki bu "at kafası" neden?